
Galatasarayımız, Hamburg maçının ilk ayağı için Almanya'da sahaya çıkıyor ve yaklaşık 30 dakikasını 10 kişi oynadığı maçtan istediği skoru alıp avantaj elde ediyor. Turun ikinci ayağı için Ali Sami Yen'deyiz ve Galatasarayımız 50.dakikaya 2-0 önde giriyor. Ekran başındaki milyonlar, tribündeki binler artık bu iş bitti düşüncesiyle zafer şarkıları söylüyorlar. Bu turun yaklaşık 140 dakikasını işte bu şekilde mükemmel geçiyor Galatasarayımız.
Ancak ondan sonrası Bordeaux maçıyla aynı senaryo. 5 dakika içinde yenen 2 gol ve başlayan stres. Tek farkı bu sefer skor eşitlendikden sonra golü biz degilde rakibin bulması. Zaten her maç aynı şans sizde olmaz, maçı o noktaya getirmeyecektik.
Herşeye rağmen bu sene Galatasarayımız iyi bir Avrupa performansı sergiledi ve son yıllarda elde ettiğimiz en iyi Avrupa puanını kazandık ki bu puanlar kulüpler için çok önemli. Kısaca örnek vermek gerekirse son yıllardaki Avrupa başarısızlığımız olmasaydı, sene başında Şampiyonlar Ligi kura çekimine seri başı olarak girer ve katılırdık.Bu da maddi gelir demek tabiki. Yani olaya sadece kupa almak ya da alamamak olarak bakmamak lazım.
Son olarak Galatasarayın efsane isimlerinden Hasan Şaş'a yapılan tepkileri kınıyor ve onların gerçek Galatasaraylı olduklarını düşünmüyorum. Hasan Şaş ki gerçek Galatasaraylı olup sayısız kere boş mukavelere imza atan, kendisine Fenerbahçe'den çok daha büyük teklifler gelmesine rağmen Galatasaray takımına boş mukaveleye imza atan, Uefa ve Süper kupa zaferlerinde kadromuzda bulunup büyük katkılar veren ve geçen seneki şampiyonluğumuzda takımı kenetleyen isimlerin başında gelen Hasan Şaş.
Açıkcası Emre Belözoğlu gibi çok iyi profesyonelleri gördükten sonra Hasan Şaş gibi degerlerimize daha çok sahip çıkmamız gerekiyor diye düşünüyorum. Ama bu da bu nankör Dünya'da pek mümkün değil galiba.
ÜMİT NAYIR

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder